Tünellerden Bombalara: Modern Zulmün Teolojik Kökenleri

Bir din düşünün en kutsal kitabı kurucu liderini üç kağıtçı, düzenbaz, hain ilsn ediyor. Bir millet düşünün bu deli saçması hususlara vahiy olarak inanıyor. Böyle bir dinden ve saliklerinden beşeriyet namına insanlık beklenir mi varın siz düşünün. Allah’ın pak elçisini kardeşini kazıklayan basit tabiatlı bir insan olarak lanse eden; babası bir peygamber olmasına hem de Hz. İbrahim gibi bir peygamberin oğlu olmasına rağmen onu kandıran biri olarak tanıtan -ki bu kimse Hz. Yusuf'un babasıdır- bir kutsal (!) kitap ve bu kitaba inanan bir milletten insanlığa bir hayır gelir mi varın siz düşünün. 
Ben lafı uzatmadan Tevrat'taki anlatıyı size vereyim dünyaya kan, göz yaşı, zulüm, tuğyan, Epstian, Newyork'un altındaki tüneller vb. dönen bu yapıyı varın siz düşünün: 
"Bir gün Yâkub yemek pişirirken Esav çok bitkin bir halde kırdan döndü. 
Yâkub’a: 
- “Şu kıpkırmızı şeyden lutfen biraz ver de içeyim. Çok bitkinim.” dedi. 
Bu yüzden ona Edom adı verildi [adom=kırmızı]. 
Yâkub:
- “Önce sen ilk oğulluk hakkını bana sat!” diye cevap verdi. 
Esav: 
- “Ölmek üzereyim, ilk oğulluk hakkının bana ne faydası var?” dedi. 
Yâkub:
- “Önce yemin et!” dedi. 
Esav yemin etti ve ilk oğulluk hakkını Yâkub’a sattı. Yâkub Esav’a 
ekmek ile mercimek yemeği verdi. Esav yiyip içtikten sonra kalkıp gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsemiş oldu (Tekvin 25:29-34).
İshak yaşlanmış, gözleri görmez olmuştu. Büyük oğlu Esav’ı çağırıp:
- “Kırlara çık, benim için bir hayvan avla. Sevdiğim lezzetli bir yemek yapıp bana getir de yiyeyim. Ölmeden önce seni kutsayayım” dedi. 
Rebeka onları dinliyordu. Esav avlanmak için kıra çıkınca, Rebeka oğlu Yâkub’a 
şöyle dedi:
- “Dinle, babanın kardeşin Esav’a söylediklerini duydum... Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım. Yemesi için onu babana sen götür ki ölmeden önce seni kutsasın.” 
Yâkub:
- “Ama kardeşim Esav kıllı biridir, bense kılsızım. Ya babam bana dokunursa? O zaman kendisini aldattığımı anlar. Kutsama yerine üzerime lânet getirmiş olurum” dedi. 
Annesi: 
- “Sana gelecek lânet bana gelsin, oğlum. Sen beni dinle, git istediğim şeyi getir” dedi. 
Yâkup gidip oğlakları annesine getirdi. Annesi babasının sevdiği lezzetli bir yemek yaptı. Rebeka daha sonra büyük oğlu Esav’ın evde bulunan en güzel giysilerini aldı ve küçük oğlu Yâkub’a giydirdi. Ellerinin üstünü, boynunun 
kılsız yerini de oğlak derisiyle kapladı. Yaptığı güzel yemeği ve ekmeği 
Yâkub’un eline verdi. 
Yâkub babasının yanına varıp:
- “Baba!’ diye seslendi. 
Babası:
- “Evet, sen kimsin oğlum?” dedi. 
Yâkub: 
- “Ben ilk oğlun Esavım. Söylediğini yaptım. Lutfen kalk, otur da getirdiğim av etini ye! Böylece beni kutsayabilesin” dedi. 
İshak:
- “Nasıl böyle çabucak buldun, oğlum?” 
dedi. 
Yâkub:
- “Tanrın Rab bana yardım etti” dedi. 
İshak: 
- “Yaklaş, oğlum. Sana dokunayım, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin anlayayım.” dedi. 
Yâkub babasına yaklaştı. Babası ona dokunarak:
- “Ses Yâkub’un sesi, ama eller Esav’ın elleri!” dedi. 
Onu tanıyamadı... İshak onu kutsamak üzereyken bir daha sordu:
- “Sen gerçekten oğlum Esav mısın?” 
Yâkub:
- “Evet!” dedi.
Babası onun giysilerini kokladı ve kendisini kutsayarak şöyle dedi: 
- “Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve yeni şarap versin. Halklar sana kulluk etsin. Uluslar sana boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol. Annenin çocukları sana boyun eğsin. Sana 
lânet edenler lânetlidir. Seni kutsayanlar mübarektir.” 
İshak Yâkub’u kutsamayı tamamladıktan ve Yâkub babasının yanından ayrıldıktan sonra kardeşi Esav avdan döndü.
- “Baba kalk, getirdiğim av etini ye ki beni kutsayabilesin” dedi. 
Babası:
- “Sen kimsin?” dedi. 
Esav:
- “Ben ilk oğlun Esavım” dedi. 
İshak:
- “Kardeşin hileyle geldi ve kutsamanı aldı” dedi. 
Esav, babasının Yâkub’a vermiş olduğu kutsama sebebiyle ona nefret besledi. İçinden:
- “Kardeşim Yâkub’u öldüreceğim” dedi. 
Büyük oğlu Esav’ın planları Rebeka’ya anlatıldı. Küçük oğlu Yâkub’u çağırıp ona:
- “Kalk ve Harran’a, kardeşim Laban’a kaç...” dedi (Tekvin 27:1-45).
Bugün İsrail'in yaptıklarından vicdan, anlayış vs. bekleyenlere sormak isterim: En kutsalını dahi kirleten bir yapıdan ne beklenir? Böyle bir kutsiyetten beslenen bir anlayıştan, düşünceden, inanıştan çocuklara, kadınlara, hastalara bomba yağdırmaktan başka bir şey beklenir mi varın siz düşünün! 

Yorumlar

  1. Tabiiki beklenmez .Kıyamete kadar böyle entrikalar devam edecek.Aslolan bu gibi olayların karşısında bizim duruşumuz önemli.Safımızı net bir şekilde belirlemeliyiz.Duruşumuz Hz,İbrahim gibi Hz,Musa gibi olmalı.Aksi taktirde samiri den farkımız olmayacaktır.Vesselam

    YanıtlaSil

Yorum Gönder