İbrahim olmayı kolay mı sanıyorsunuz?
Kolay olur mu hiç? Değildir elbette! İlahi lütufları celbeden, rıza dairesinde kalmayı iktiza eden bir eylem kolay olmaz zaten! Zira inancı uğruna ateşte yanmaya razı olabilmektir İbrahim olmak. Hacer'ini ve İsmail'ini neden, niçin demeden verilen emir mucibince çölün derinliklerine ve yalnızlığa emanet edip arkasına bakmadan görev alanına dönebilmektir. Bu körü körüne bir teslimiyet miydi? Yoksa insana bahşedilen akıl, irade ve bilgi zaviyesinde meseleyi okuyup teslimiyet izhar etmek miydi? Aklın ve mantığın piri, zekanın en keskin cevherine sahip olan İbrahim'in aklını devre dışı bırakması mümkün müydü? Hz. İbrahim emrin kimden geldiğini biliyordu ve ona teslimiyet izhar ederek neden, niçin sorularını sormaktan ar duyuyor, yap denileni yapıyordu.
İbrahim olmak sevgili istedi diye İsmail'inin boğazına keskin bıçağı çalabilmektir. Çünkü İbrahim olmak, konfor alanından feragat etmek, sahip olunanlara aldırış etmeden rıza dairesinde yaşamanın gereklerini yerine getirmektir. Ne olduğuna değil ne olacağına odaklanmaktır. Dünya yaşamının zevklerini Allah için feda edebilmektir. Nokta kadar menfaat için virgül olmamak, basit dünyevi iş ve oluşlar için eğilip bükülmeden dik durabilmektir. Serden, yardan, candan, canandan vazgeçmeyi bilmektir. Enaniyeti terk edip Bir'e ram olup bizde kaybolmaktır.
İbrahim olmak, kulluğu Allah'a tahsis etmek üzere her hal ve şartta Nemrudîlere karşı mücadele etmektir. Hak için, Hak adına, Hak'ka doğru yürümektir, gerektiğinde kendinden vaz geçmektir. Bu uğurda yokluğu ve yoksunluğu yudumlamak, sürülmeyi hatta ölmeyi göze almaktır.
İbrahimîler hayatın ve ölümün gerçek sahibini bilir, ona göre yaşar ona göre tasarrufta bulunurlar. Çünkü İbrahim olmak Hakk'a teslim olup onunla var olmaktır. Onlar, Nemrudîler gibi nimeti kendilerinden sanıp müstağni bir edayla çalım atıp arzda salınıp gezmezler. Nemrutlar Bir'i çoklaştırıp hayatı çoraklaştırırken İbrahimîler, tek büyük olana gönül verip iman ve teslimiyet üzre hayatı kulluk ekseninde yaşarlar. Dünya hayatını tek gerçek sanan Nemrudîlere karşın İbrahimîler ahiretin tarlası olarak görür, dünyayı ahiret için kârlı bir pazara dönüştürmek için çalışırlar. Zordur, zahmetlidir, feda neslinden olmayı gerektirir ucuz adamların işi değildir İbrahim olmak!
Ve ilahi desteği her daim İbrahim olanlar hak eder. Zira bizim için önder ve örnek kılınmış olan Hz. İbrahim'i her eyleminde desteklemiş, ona karşı lütufkâr davranmış ve ona yardım etmiştir.
Yüce Allah, Hz. İbrahim'in şahsında önüne çıkan her engeli gözünü budaktan esirgemeden aşmanın gayreti içinde olan, karşılaştığı her ummana gözünü kırpmadan dalan ve bunda sadece rabbinin rızasını arayan insanları yalnız bırakmayacağını vadetmiştir.
Dosta giden yolda, hayatını gülistana döndürmek isteyen insan, kendinden vazgeçerse Allah onun yürüyen ayağı, tutan eli, gören gözü olur. İbrahim olmak bu değil midir ki canından, eşinden, oğlundan vazgeçti ve bugün yeryüzünde yaşayan her din saliki kendini ona nispet etmek için fırsat kolluyor. Ateş ona gülistan oldu, soyu peygamberlerle bereketlendi, kendinden sonra yaşayan her mümin ise İbrahimî olmak için çabalar oldu. Değil mi ki İbrahim olmak ilahi inayet kapısında kul olurken lütuf ile halil olma bahşına nail olmaktır.
Bugün İbrahim olmak; cebindeki paradan, zihnindeki önyargıdan, kalbindeki hırstan ve modern dünyanın Nemrutlaşmış egolarından 'Lâ' baltasıyla vazgeçebilmektir. Ateş hala yanıyor, Nemrutlar hala saraylarında halkın ensesinde boza pişiriyor; ancak İbrahimî bir yürek için ateş hala serin, yol hala aydınlıktır. Değil mi ki Halil olanın yardımcısı Celil olandır!
Yorumlar
Yorum Gönder