25 Ağustos 2023 tarihli "MAK Danışmanlık" tarafından Ağrı, Aksaray, Artvin, Bayburt, Bitlis, Bolu, Düzce, Elazığ, Giresun, Sinop, Gümüşhane, Kars, Karaman, Karabük, Bilecik, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kütahya, Nevşehir, Osmaniye, Yozgat ve Uşak olmak üzere 23 il, 154 ilçede 5400 kişi ile yüz yüze yapılan "Türkiye'de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı Konulu" anket üzerinden iki yıl geçse de sonuçların üç aşağı beş yukarı aynı minvalde seyrettiği kanısını taşıyorum. 2025 yılı boyunca siyasette, bürokraside, iş dünyasında, sanat mahfillerinde, sokaklarda, tahsilli-tahsilsiz fark etmeksizin tüm toplum katmanlarında yaşanan arsızlık, hırsızlık, yolsuzluklar ve gerçekleştirilen operasyonlar bu kanaatimi perçinliyor. Zira her geçen gün daha kötüye doğru bir seyir içinde ilerliyoruz. Yükseldiğimizi, aydınlandığımızı, geliştiğimizi düşündükçe dip dalgalar bizi en dibe, çukura, karanlığa daha çok çekiyor. Bu durum maalesef ki insan kalitemizle direk alakalı bir durumdur. MAK Danışmanlığın yaptığı anketin sonuçlarına baktığımızda katı laik anlayışın hedeflediği modernist nesil hedefinin gerçekleştirildiğini görüyoruz. Cumhuriyetle birlikte hedeflenen köklerinden azade bırakılmış, vahyin devre dışı kaldığı, heva ve hevesin öncelendiği çağdaşlık masalının, gerçekleştiğini müşahede ediyoruz.
Siyasetçisinden akademisyenine, gazetecisinden bürokratına, sade vatandaşına kadar geniş bir kitle tarafından her fırsatta dile getirilen yüzde 99'u Müslüman ülke söylemine karşın araştırmaya katılanların % 14'ü Allah’a, % 25'i meleklere, % 37'si Hz. Muhammed (s.a.v)’in peygamber olduğuna, % 24'ü Kur’an-ı Kerim’in vahiyle geldiğine yani Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğuna, % 45'i kadere (hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine), % 27'si ise öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceğine inanmıyor! Yani asgari düzeyde imanın altı şartı diye formülleştirilen iman esaslarına inkar düzeyi bu kadar yüksek boyutta seyrediyor. Bu rakamlar toplum olarak nasıl bir vahameti yaşadığımızı ilan ediyor. % 99'u Müslüman algısı bu yüzdelerle çökmüş durumda. Aksini düşünen varsa bu sonuçlar, ülkenin % 99'u Müslüman söylemini çürütmüyorsa neticeyi nasıl okumalıyız? Sözde kahir ekseriyeti müslüman olan ülkemizde yapılan ankete katılanların % 35'inin gusül abdesti almadığını hatta gusül abdestinin ne olduğunu bilmediğini söylemesi daha da ötesi katılımcıların % 78'inin namaz kılmıyor olması, % 43'ünün camiye hiç gitmemiş olması, % 55'inin Ramazan ayında dahi oruç tutmuyor olması bu iddiayı masaya yatırmamızı gerektirmiyor mu?
Evet, aynen! Ezberleri terketme zamanı! Zira ezberlere mahkum yaşamak gerçeği görmemizi engelliyor. Ezberlerimizi bir kenara bırakıp olayı olması gerektiği gibi okumalı, durup düşünmeli, vahameti görmek için gayretlenmeliyiz. Aksi takdirde geç kalmış oluruz.
Malum odakların sürekli, planlı, programlı, kasıtlı bir şekilde Diyanet'i, İslami eğitim veren kurumları, imam hatipleri, Müslüman aydın ve yazarları gündemde tutup "Toplum dindarlaşıyor, her taraf imam hatip doldu" vb. argümanlarla koparttıkları yaygaralarla "cambaza bak" taktiğiyle toplumsal çürümeyi örtpas ettikleri filhakika doğrudur. Duyarlı insanlar olarak bu yaygaralara kanıp toplum olarak iyiymişiz rehavetine kapılıp sorumluluklarımızı ertelemeden üzerimize düşenleri yapmalıyız. Yapmazsak yarın çok geç olacak! Türkiye üzerinde hesapları hiç bitmeyen bir takım odakların başarabilmeleri için istenen toplumsal ifsadın gerçekleşmesi gerekiyor. Gerçekleşen ifsadın boyutlarının gizli kalması için de tersten psikolojik baskı taktiğiyle sanki ülke büyük bir dindarlaşma atılımı içindeymiş havasının yaratılması gerekiyor. Goygoycuların çabası bundandır. Gazetecisi, sanatçısı, iş insanı, aydını, siyasetçisi, STK'sı ve daha bir çok kişi, kurum ve kuruluşuyla sapkın odak simsarları iş başındalar. Kendine ilerici, çağdaş yakıştırmasını uygun gören hevasını ilah edinmiş azınlık ama etkili kitle de bu bağlamda gönüllü olarak dolgu malzemesi olarak kullanılıyor.
Anketin ürpertici sonuçlarına dönersek katılımcıların % 70'inin İslâm ile ilgili bilgileri öğrenmek için okumadığı bu ülkede % 77'si alemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v)’in hayatını okumamış! Hayret ki ne hayret! % 99'u müslüman diye övündüğümüz bu ülke insanının % 59'u selamlaşırken “selamünaleyküm” demediğini, %20'si dua etmediğini, % 10'u ise günah işlediğini bildiği halde pişman olmadığını söylüyor. Katılımcıların % 75'i hayat rehberimiz olan kitabı kerimi öğrenmek için hiçbir Kur’an Kursu’na gitmediğini söylüyor ki sonuç olarak bu kitlenin % 68'inin Kur’an’ı Kerim’i Arapça hattından okuyamadığı gerçeği ile yüzleşiyoruz. Bilenlerin de %74'ünün Kur’an-ı Kerim okumadığını, %83'ünün ise Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini hiç okumadığını söylemesi vahim ötesi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu korkunç yüzdelerin neticesinde ölüm sonrasına olan inanç da hayli zayıf seyrediyor ki katılımcıların % 85'i cennete gideceği kesin olsa bile cennet'e gitmek için dahi ölmeyi düşünmediğini belirtiyor.
Şimdi böyle bir sonucun toplumsal zeminde karşılığını merak edenler için bir kaç hususa dikkat çekmek istiyoruz. Esrar, eroin, kokain vb. zevk veren ama aklı başından alan ortamların teşvik gördüğü bir zeminde uyuşturucu müptelası ve alkol bağımlısı bir kitle oluşur ki başarılmış durumda. Ayık kafayla vicdanların kabul etmeyeceği bir yaşam ancak uyuşmuş bir kafayla mümkün olur ki bu da beraberinde cinnet ve cinayetleri hayata taşır. Kadın cinayetlerini, çocuk tacizlerini, insan ve bununla ilintili olarak organ ticaretini, sekspiyonaj aracı olmak üzere kadın ticaretini ve daha birçok rezil ve aşağılık eylemi yaşam alanlarında görünür kılar. Allah inancı olmayan, dünyada hesap gören ve hakkıyla ceza veren bir hukuk sistemiyle birlikte ahirette hesap vereceğine inanmayan, Allah'tan korkmaz kuldan utanmaz bir nesilden sağlıklı bireylerin çıkmasını beklemek beyhude bir beklentiden başka birşey değildir.
Yukarıdaki yüzdelerin toplumsal zeminde nasıl bir tahribata neden olduğunu ve olacağını anlamak, kavramak ve bu bilinçle toplumsal ıslah noktasında çaba sarfetmek her duyarlı insanın boyun borcudur. Omuzlarındaki yüktür. Aksi takdirde daha da bozulacak bir nesilden ne vatan sevdasından ne insan sevgisinden ne de azgın iştihasını durduracak bir vicdandan söz edilebilir.