Doğum günü kutlamaları, günümüzde Müslüman dünyada hatta İslami hassasiyet sahibi insanlar arasında dahi çok doğal bir
gelenek gibi görünse de kökeni binlerce yıl öncesine; antik uygarlıklardaki
inançlara, astrolojiye ve korunma içgüdüsüne dayanan pagan kültürün dayattığı
bir ritüeldir.
Tarihteki ilk doğum günü kayıtları, firavunların "tanrı olarak
doğuşu" ile ilgilidir. Bu da bizi, M.Ö. 3000’li yıllara kadar götürür.
Antik Mısır'da firavunların tanrı oldukları inancı hâ-kimdi. Bir firavun
taç giydiğinde halk onun bir tanrı olarak yeniden doğduğunu kabul eder ve
bugünü büyük törenlerle kutlardı; yani ilk doğum günü kutlamaları sıradan
insanlar için değil, insanüstü varlık olarak telakki edilen "insan
tanrılar" için tertiplenmiştir.
Doğum günü kutlama geleneğini Mısır’dan ithal eden Antik Yunanlılar, bu
geleneği biraz değiştirerek ay tanrıçası olarak kabul ettikleri Artemis'e
uyarladılar. Kutlamalarda Artemis onuruna ay şeklinde yuvarlak pastalar
yapılır, üzerine de ayın ışığını temsilen mumlar dikilir, bu mumlar yakılarak
kutlamalar gerçekleştirilirdi. Mumlardan çıkan dumanın insanların dualarını ve
dileklerini gökyüzündeki tanrılara ilettiğine inanan Yunanlılar, mumları
söndürüp çıkan duman eşliğinde dilek tutarlardı.
Doğum günü kutlamaları, ilerleyen zamanlarda birçok kültür havzasında
kutlanmaya başlandı. Dünya çapında revaç bulan doğum günü kutlamalarının bir
diğer sebebi de kötü ruhlardan ve onların işlerinden korunmaydı. Çünkü pek çok
kültürde bir insanın doğum günü gibi geçiş dönemlerinde kötü ruhların kişiye
daha kolay zarar verebileceğine inanılırdı. Doğum günü kutlanacak kimsenin
ailesi, arkadaşları, eşi-dostu bir araya gelir hem neşeli vakit geçirmiş oluyorlardı
hem de eğlence esnasında gürültü yaparak kutlamanın asıl amacı olan; kişiyi
çevreleyen kötü ruhları korkutup kaçırma işlevini deruhte ediyorlardı. Doğum
günlerindeki hediyeleşmeler de aynı amaçla takdim edilirdi.
Bu doğrultuda; tanrılar veya krallar dışında sıradan insanlar için doğum
günü kutlamaları ilk olarak Roma İmparatorluğu'nda gerçekleşmiştir. Önceleri
sadece 50. yaş gününü kutlayan erkeklerin doğum günleri kutlanırken kadınlar için doğum günü partileri çok sonraki tarihlerde başlamıştır. 50.
yaşına giren kişiler için un, peynir, bal ve zeytinyağından özel bir pasta
hazırlanır ikram edilirdi. Roma’da da bu kutlamalar dini bir nitelik taşıyor ve
kişiyi koruyan "Genius"[1]
onuruna yapılıyordu.
4. yüzyıla kadar Hristiyanlar hem "pagan geleneği" olduğu
gerekçesiyle hem de dünyaya günahkâr olarak gelen insanın doğumunun kutlanacak
bir değerde olmadığı düşüncesiyle doğum günü kutlamalarını reddettiler. Ancak
4. yüzyılda fikir değiştiren Kilise, İsa'nın doğumunu[2]
kutlamaya başlayınca yasağın bağı çözülmüş oldu. Noel kutlamalarıyla birlikte insanlar
fazla gecikmeden bireysel doğum günü partilerini tertip etmeye başladılar. Dini
yasak kalkınca Roma’da adet hâline gelen doğum günlerini kutlama merasimleri tekrar
toplumsal zeminde revaç bulmaya başladı.
Çocuklar için pasta kesilip mum yakılan ilk modern kutlamalar ise 18. yüzyılda Almanya’da "Kinderfeste"[3]
adıyla organize edildi. Modern doğum günü partilerinin temeli bu şekilde "Kinderfeste"
ile atılmış oldu.
Pastanın ve şekerlemelerin seri üretiminin başladığı Sanayi Devrimi'yle önceleri
sadece zenginler tarafından kutlanan doğum günleri, artık toplumun tüm
kesimlerince kutlanmaya başlandı. Sanayi Devrimi'yle egemen sistem olarak dünya
sahnesinde etkinlik kazanan kapitalizmin yeni pazarlar bulma hevesi, zaten bu
tarz etkinlikleri artırmayı gerektiriyordu. Nihayette de öyle oldu. Kinderfeste, Almanya’yla sınırlı kalmayıp bütün Avrupa’da, Amerika’da ve daha sonraları Müslüman dünyası da dâhil tüm dünyada yaygınlık kazandı.
Bir gelenek, kültürüyle sirayet eder. doğum günü kutlamaları da aynı
şekilde pastasıyla mumuyla şarkısıyla transfer edildi. Zira Batı kültür
havzasında uç veren ve kökeni pagan kültüre dayanan bu etkinlikler için tüm
dünyada alıcısı bulunan bir de şarkı imal edilmişti. 1893 yılında Patty ve
Mildred Hill adlı iki öğretmen tarafından "Good Morning to All"[4]
şeklinde bestelenerek pazarın hazır müşterilerine servis edilen "İyi ki
Doğdun"[5]
şarkısından bahsediyorum.
Doğum günü kutlamalarının kökenindeki "korunma" ihtiyacı,
astrolojiyle de alakalı bir durumdur. Eski Mezopotamya (Babil) ve Mısır toplumlarında doğum günü; kişinin evrensel düzendeki
yerinin belirlendiği andı. Çocuğun doğduğu an, gökyüzündeki yıldızların ve
gezegenlerin dizilimi, yenidoğanın karakteri ve kaderi hakkında ipuçları veren
bir "yol haritası" olarak görüldüğü için bugünün takibi özel olarak
yapılırdı. Zira kişinin başına gelebilecek iyi veya kötü olayları önceden
kestirebilmek için hayati önem taşıyan bugün, çocuğun
korunması için dini bir ritüel olarak icra edilirdi.
Doğum günü kutlamalarının bir başka nedeni ise astrolojik inanışlara göre
bu günlerin, bir döngünün kapanıp yenisinin açıldığı "geçiş
dönemleri" olmasıdır. Mevsim dönüşleri, doğumlar ve ölümler gibi geçiş
dönemlerinde kişinin ruhsal olarak "hassas" olduğu düşünülürdü.
Kişinin yıldız haritasındaki döngüsünün doğum gününde başa döndüğü farz edilir,
bugün kişinin savunmasız kaldığına inanılırdı. Bu yüzden doğum gününde dualarla
ritüellerle ve dostların varlığıyla doğum günü çocuğu koruma altına alınmış
olurdu.
Antik çağ insanı nezdinde doğum günlerinde hediyelerin takdim edilmesi ve
iyi dileklerde bulunulması, doğum günü çocuğu için o yılın "şanslı"
geçmesini sağlama çabasına matuf bir davranıştı. Hatta pastadaki mumların
yakılması, bir nevi kişinin yıldızının parlamasını ve karanlık güçlerin ondan uzak
durmasını simgelerdi.
Modern astrolojide de eskisinden farklı bir durum söz konusu değildir. Doğum
günü kutlamasına modern astrolojide "Solar Return"[6]
denir. Buna göre güneş, gökyüzünde doğduğunuz andaki tam derecesine doğum
gününüzde[7]
ulaşır. Bu yeni bir yıllık döngünün başladığı anlamına gelir. Birçok modern astrolog,
bu anın o yılın genel atmosferini belirlediğine inanır.
Günümüzde pek çok kişi, bu kutlamaları sadece "masum bir eğlence"
veya "sevdiklerini onurlandırma" niyetiyle icra ettiğini
savunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki bir eylemin kökenindeki ruh, zamanla
kabuk değiştirse de o eylemin DNA’sına işlenmiş olan sembolik anlamları yok
etmez. Niyetin masumiyeti; icra edilen ritüelin kökenindeki
paganist korunma güdüsünü ve şirk tortularını
meşrulaştırmaya yetmez. Kültürel bir asimilasyon, genellikle "Ne olacak
canım, alt tarafı bir pasta" denilerek başlar; fakat bu süreç, farkında
olunmasa bile insanın sığınma ve şükür bilincini zedeleyerek Müslüman zihnini kendi
inanç havzasından koparıp yabancı inançların kodlarıyla dizayn eder.
Şimdi Kur’an’ın onlarca ayetinde doğrudan "kader" kavramıyla
zikredilmese de Allah’ın her şeyi bir ölçüye göre yarattığı ve mutlak irade
sahibi olduğu vurgusuyla yer alan ve halk arasında maruf olan imanın altı
şartından biri olan "hayrın ve şerrin Allah’tan geldiği" inancına
sahip bir Müslüman; hangi amaca hizmet eden bir arka planla bu tarz bir inanış
olan doğum günü kutlamasını icra edebilir?
Bu kapsamda Allah Resul’ünden rivayet edilen, Tirmizî’nin bize aktardığı bir hadiste, amcasının oğlu Abdullah İbn Abbas’a nasihatte
bulunan Allah Resul’ünün sözleri üzerinde iyi düşünmek durumundayız. Hayrın ve
şerrin Allah’tan olduğunu, Allah dışında hiçbir gücün fayda ya da zarar
veremeyeceğini beyan eden Allah resulü şöyle buyurmuştur:
"Ey oğul! Sana bazı kelimeler öğreteceğim: Allah’ın buyruklarını gözet
ki Allah da seni gözetsin. Allah’ın rızasını her işte önde tut ki O’nu hep
yanında bulasın. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen
Allah’tan dile. Bil ki bütün ümmet (bütün insanlar) sana bir fayda dokundurmak için bir araya gelse Allah’ın senin için yazdığından başka bir fayda dokunduramazlar. Yine bütün ümmet
sana bir zarar vermek için bir araya gelse Allah’ın senin için yazdığından
başka bir zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sayfalar (üzerindeki yazılar)
kurumuştur."[8]
Bu konuda onlarca ayet ve hadis buraya kaydedebilirim. Korunmak isteyen
Allah’a sığınır. Zira hayrın da şerrin de kaynağı O’dur. O dilerse insana
musibet dokunur, dilemezse dokunmaz. Bu; "Allah’tan bekleyip kendisi
hiçbir önlem almayacak" anlamında okunmamalıdır. Zira gayret bizden,
netice Allah’tandır. Ancak "Kitap çarpar, yıldız çarpar, ekmek çarpar,
Kur’an çarpar, veli kullar veya şeyhler çarpar" deyip insanlar, bunlardan
korunmak için aslı astarı olmayan işlerin peşinden giderlerse inançlarını ifsat
etmiş, şirk bataklığına düşmüş ve "Ancak sana ibadet eder, ancak senden
yardım bekleriz!"[9]
hakikatine muhalif davranmış olurlar.
[1] Koruyucu ruh
[2] Noel
[3] Çocuk Festivali
[4] Hepinize Günaydın
[5] Happy Birthday
[6] Güneş Dönüşü
[7] Genellikle doğum gününüzde veya bir
gün öncesinde/sonrasında
[8] Hadisi
kitabına alan İmam Tirmizî, bu hadisi "Hasen-Sahih" olarak
kodlamıştır. İmam Nevevî bu hadise, en temel ve en sahih kabul edilen hadisleri
ihtiva eden "Kırk Hadis" (Erbain) kitabında yer vermiştir. Hâkim
en-Nisâbûrî de el-Müstedrek adlı eserinde bu hadisi zikrettikten sonra hadisin
rivayet zincirinin sahihlik şartlarını karşıladığını belirtmiştir. Modern
dönemin en önemli hadis tenkitçilerinden biri olan Şeyh Nâsıruddin el-Albânî de
hadis üzerine yaptığı incelemelerde, hadisin farklı yollardan (tariklerden)
gelen rivayetlerini değerlendirerek hadis için "Sahih" hükmünü
vermiştir.
[9] Fatiha,4
Yorumlar
Yorum Gönder